Aklına takılanlara, tadınca şaşıranlara, lezzetine kapılıp tarifi soranlara…
Çınlayan kaşıklara, lezzete aşıklara, gönlü kadar masası da zengin olanlara…
Sizin oralara, bizim buralara, o lezzeti arayanlara, o lezzeti yakalayanlara…
Bölenlere, çarpanlara, hesabını yapanlara, işine aşık olup gönüller kazananlara…
Dostlara, dostluklara, ağırlayanlara, ağırlananlara, her şeyin en güzelini masamıza koyanlara…
Coşturan şarkılara, şarkıyı coşturanlara, sözleri unutsa da gönülden katılanlara…
Darbukanın ritmine, kemanın son teline, çalgıcı uğrayınca patrona gönderene…
Gönülden bağlılara, ‘yeri ayrı’lara, hiç gelmese bile yeri ayrılanlara…
Skoru soranlara, maçtaki son anlara, kaçırınca üzülüp atınca coşanlara…
Neşeli masalara, bitmeyen dostluklara, en güzel pozu bulup tarihe kazıyanlara…
Muhabbet sevenlere, birlikte gelenlere, kimseyi kaldırmayıp birlikte gidenlere…
Hanımlara, beylere, üflenilen neylere, ‘Hayır, o şarkı değil, şey vardı ya, şey’lere…
12’si birbirinden başka ama hepsi birbirine denk. Ahşap kutusunda hediye edilmeyi ya da koleksiyona eklenmeyi bekleyen meyhane rozetleri. Size…