Pikaplı meyhaneler

60’ların sonundan itibaren, özellikle arabesk müzikle birlikte yaygınlaşan melez meyhane. Gramofon her zaman klasik meyhanelerin aksesuarları arasında yer almıştır. Ancak tarihteki taş plak meyhanelerinin sayısı fazla değildir. Bunun en önemli sebebi plastik endüstrisinin erken döneminde yapılan taş plakların pahalı olmasıdır. Bu yüzden devrin meyhanecileri en sevdikleri sanatçı veya şarkıların plaklarını edinip bir diskotek oluşturmanın peşine düşmemiştir. Gramofon çoğunlukla laterna gibi sembolik bir hoşluk olarak kullanılmıştır.

1950’lerde taş plaklara göre çok daha ucuza mal edilen vinil plakların yaygınlaşması, bütün dünyada müzik dolaşımında devrim yaratmıştı. Bu yeni dalga, Türkiye’de de Batılı anlamda bir müzik endüstrisinin ortaya çıkmasını sağlamıştı. 1960’lara gelindiğinde 45’lik plak üretimi ve satışı, Türkiye’nin kendi popüler müzik akımlarının serpilip gelişmesini destekleyecek düzeye gelmişti. Böylece devrin plakçalarları olan pikaplar meyhanelere de girdi. Plak çalma imkânının sağladığı yenilik, aynı zamanda kentleşme ve sanayileşmeyle iç içe geçen bir dönüşüm süreci yaşayan dönem meyhanelerinin çehresini değiştirdi.

1970’ler, rakı kültürünün misyoner taşıyıcısı klasik meyhanelerin, tektekçilerin, koltuk meyhanelerinin ve artan işçi nüfusuna hitap eden birahanelerin özelliklerini taşımakla beraber bunların dışında bir form oluşturan, ortak özellikleri pikaptan sürekli müzik yayını yapmak olan melez meyhanelerin ortaya çıkışına tanık oldu. Bu meyhaneler Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Muazzez Abacı’nın alaturka plaklarının yanında Orhan Gencebay, Erkin Koray, Mine Koşan, Ferdi Tayfur, Neşe Karaböcek gibi arabesk tandanslıları çalabiliyor, hatta bunları İbrahim Tatlıses, İzzet Altınmeşe gibi yanık türkücülerle, Neşet Ertaş gibi Anadolu ozanlarıyla veya Tanju Okan gibi kentlilerle harmanlayabiliyorlardı. Başka bir deyişle, gazino olgusu, gündelik hayatın rekreatif müdahalesiyle demokratikleşmişti.

Gene bu dönemde Batılı tarzı benimseyen gençlik birahaneleri arasında mekâna juke-box tabir edilen otomatik plakçalarlar koyma âdeti baş gösterdi. Müşteriler istediği 45’liği jeton atıp dinleyebiliyordu. TRT yasaklı arabesk müziğe sahip çıkan pikaplı meyhaneler, sonraki yıllarda müzik dolaşımındaki medium değişimine (kaset, CD) uyum sağlamakta zorlanmadı; pikaptan teybe, teypten CD’çalara ve mp3 çalan bilgisayara geçtiler. Her zaman ucuz olan neyse ona yönelip bugünlere kadar geldiler.

(Rakı Ansiklopedisi’nden)
Paylaş: